BAL ARISI,ANA ARI,ARI ÜRÜNLER,ARI SAĞLIĞI

BAL ARISI(Apis Mellifera) ANATOMİ VE FİZYOLOJİSİ

BAL ARISI CİNSLERİ

Ana arı, Kovanda yumurta yapan döllenebilen tek dişi arıdır, döllenmiş yumurtadan olur. Yumurtadan itibaren gelişmesini 16 günde tamamlayan ana arı uygun çiftleşme zamanında birden fazla erkek arı ile çiftleşir. Ana arı 4 yıl kadar yaşar. İyi bir arıcılık işletmesinde ana arının 3 senede bir yeni genç, verimli ana arılar ile yenilenmesi tavsiye edilir. Yaşlanan ana arının yumurta yapma yeteneği ve yeni nesil işçi arıların oluşması azalır, kovanlar zayıflar.
Ana arılar larvadan itibaren 12 günde doğar,5–12 gün içinde çiftleşir
Erkek arılar, Arı ailesinin erkekleridir. Döllenmemiş yumurtadan oluşur, bu nedenle babasız fertlerdir. Gelişmesini 24 günde tamamlar. Ergin erkek arılar 10 sonra cinsi olgunluğa ulaşır. Bu husus ana arı yetiştiriciliğinde önemlidir.
Erkek arılar arı ailesi içinde, bulunan bölgeye, çevreyle ilgili şartlara ve beslemeye göre Arıların aktif olduğu zamanlar da kovanda bulunur. Ana arısı sağlıklı kovanlarda erkek arılar yaz sonunda kovandan atılır. Normal şartlarda erkek arılar kışlamaz, Erkek arının mevcudiyetinin amacı ana arıyı döllemektir, bu görevi ancak 1 defa yaparlar. Çünkü çiftleşme anında erkek arının erkekli organı, ana arının dişilik organında kalır. Bu nedenle çiftleşen erkek arılar ölmektedir. Erkek arılar 40 gün kadar yaşar.
İşçi arılar, İşçi arılar ana arı ve erkek arının yavrularıdır. Döllenmiş yumurtadan 21 günde meydana gelirler. Kovanın bütün işlerini işçi arılar yürütür.
Bunlar; yavru gözlerinin temizlenmesi, Ana arının bakımı, larvaların beslenmesi, kovanın ve kuluçka alanının ısıtılması, peteklerin yapımı, kovanın temizliği, kovanın havalandırılması, kovanın korunması, Kovan girişi bekçiliği, polen toplama, nektar toplama, propolis toplama, su taşıma gibi görevleri yaparlar.
İşçi arılar aktif dönemde iki ay kadar yaşar, pasif dönemde yani kış döneminde altı ay civarında yaşarlar. Bir arı ailesinde ortalama, kış döneminde 15 bin işçi arı, yaz döneminde ise 60 bin işçi arı bulunur. Bu sayılar bölgelere göre değişebilir.

ANA ARI YETİŞTİRİCİLİĞİ
Ana arı, arı ailesinin en önemli bireyi olduğundan arıcılıkta başarı, kaliteli ana arıların seçimiyle başlar. Genç, verimli ana arıları bulunan koloniler daha verimlidir. Ana arı yetiştiriciliğinde çok küçük detaylara bile dikkat etmek gerekir. Damızlık olarak seçilecek kolonilerin verimini, ana-baba hatlarını bilmek gerekir. Bal arılarında dil uzunluğu, kanat ölçüleri, abdomen halkalarının rengi gibi morfolojik özellikler ve davranış özellikleri ırk tespitine yardımcı olur. Bir ırkta saflıktan uzaklaşma varsa bu kendini dış görünüşüyle açığa verir.
Resim – 1 Damızlık ana arı
Bal arılarında arı ailesini oluşturan üç birey bulunur. Bunlar; ana arı, işçi arı ve erkek arılardır. Ana arılar döl veren dişilerdir. Çiftleşme sonrası kolonide yumurta yapma görevini sürdürür. Aktif dönemde devamlı olarak arı sütü ile beslenir ve ağırlığı kadar yumurta yapabilir. Normal koloni şartlarında tek ana arı bulunur. Ana arı doğal olarak dört yıl kadar yaşar. Karakterlerin taşıyıcısıdır.
Çok değişik ana arı yetiştirme yöntemleri vardır. Ana arı yetiştiricisine düşen görev, damızlık kovanlardan uygun şartlarda aldığı larvayı besleyici kovanlara vermektir.

Bakıcılığa uygun koloniler iyi gelişmiş güçlü kolonilerden seçilmiş, oğul hazırlığına girmemiş en az 10 çerçeve arıya sahip olmalıdır. Bakıcı kolonilerde bir seferde bakıma alınan yüksük sayısı uygulamalarda 20 ile 150 arasında değişir.
Ana arı yüksüğü denilen sterilize saf balmumundan hazırlanan ana arı hücre kalıpları çerçeveler üzerine monte edilir. Ana arıların gelişmesi ve bakıma alınmaları açısından yüksük çapları çok önemlidir. Ana arı yüksüklerinin en geniş olan kısmı 9,5 mm, en dar kısmı ise 9 mm.
Ana arısız kolonilerde yetiştirme:
İki katlı güçlü bir koloninin ana arısı 3 adet yavrulu ve arılı çerçeve ile kovana alınır. İkinci kat iptal edilir arıların tamamı kuluçkalığa sıkıştırılır. Aşılanmış çerçeveler uygun şartlar oluşunca kovana yerleştirilir. Yanlarında polenli çerçeveler olmalıdır. Aşılanan çerçeveler 24 saat sonra besleyici koloniye verilip şurup veya kek ile beslenir.
Aşılamadan 24 saat sonra ana arı yüksükleri ana arısız koloniden alınarak bitirici kolonilere nakledilir. Ana arı yüksükleri kapatıldıktan sonra kafese alınır ve her ana arı kendi kafesi içine çıkış yapar ya da çıkmaya 1 gün kala kapalı yüksükler çiftleştirme kovanlarına yerleştirilir.
Ana arılı kolonilerde yetiştirme
Çok güçlü çift katlı bir koloninin ballığı alınır, bütün arılı ve yavrulu çerçeveler kuluçkalık katında toplanır. Ana arı ızgarası ana arıyı 6 çerçeve ile kovanın tabanından ve kenarından ayıracak şekilde bir bölme tahtası yerleştirilerek işçi arıların girebileceği şekilde düzenleme yapılır.
Besleyici kovanda ana arı yüksüklerinin konulacağı bölümde arıların uçuş deliği ile irtibatı kesilir. Ana arının bulunduğu kesimde ise uçuş deliği açıktır. Arılar normal uçuşlarını yaparlar. Aşılama yapılacak çerçeve yerinde petek yapma başlayınca aşılama işine başlanır.
Arı sütü konmuş yüksüklere uygun yaştaki larvalar aşılanır. Kovana aşılanmış çerçeve yerleştirilir ve koloni şurup ile beslenir. 24–48 saat sonra kabul edilen yüksükler besleyici (bitirici) kovana alınır. İkinci seri yüksükler ise 4 gün sonra alınır. Gerekirse koloni yeniden düzenlenir. Larvalı çerçeveler yerleştirilerek ana arıya yumurta bırakması için yer verilir. Üçüncü ve dördüncü seri aşılamalara devam edilir.
Resim–2 Arı sütü konulmuş ana arı gözleri
Tabii ki bu sürede bakıcı koloni oğul verme eğilimine girecektir. Bu dönemde koloninin ana arısı ayrılır ve yetiştirmeye ana arısız devam edilir.
Ana arı yetiştirme işi için başka koloni hazırlanacaksa iki katlı çok güçlü kolonilerde Ana arı, ızgara ile kuluçkalığa ayrılır. Ballığa açık yavrulu çerçeveler yerleştirilir. Bu yöntemde kapanan yüksükler alınır ve yerine yeni yüksükler aşılanır. Her seride koloninin yeniden düzenlenmesi gerekir. Sekiz günde bir seri ana arı yüksüğü aşılanarak üretim sürdürülür.
Ana arı yüksükleri olgunlaştıktan 11 gün sonra çiftleştirme kovanlarına nakledilir. Kovanlar hazır değilse gözler kafese alınarak iklim dolaplarında muhafaza edilir. Kapalı yüksükler için en uygun saklama yeri kovan ortamıdır.
Resim -3 Ana arı çiftleştirme alanı
Ana arı yüksükleri bir yerden başka bir yere taşınacaksa yüksükler doğal ortamda olduğu gibi dikey tutulmalı nakiller de yüksüklerin çıkışına 1 gün kalınca yapılmalı, nakil sıcaklığı 33–34 °C olmalıdır.
Çıkışına bir gün kalmış ana arı yüksükleri çerçevelere tutturularak verilir. Ana arı doğrudan çiftleştirme kovanında arıların içinde çıkış yapar. Kutular 15–17 °C sıcaklıkta 3–4 gün kadar tutulur ve daha sonra çiftleştirme alanına dağıtılır.
Uçuşlar sırasında çiftleşme alanında şaşırmayı önlemek için çiftleştirme kutularının farklı renklerde boyanması, engebeli veya şekilli araziye yerleştirilmeleri gerekir. Ayrıca çiftleştirme kutularındaki kolonilerin iyi beslenmesi şaşırmayı ve kutuyu terk etmeyi önler.
Normal şartlarda bir ana arı 8–18 adet erkek arı ile çiftleşir. Sahadaki erkek arı miktarı arttıkça ana arıların da yeterli miktarda erkekle çiftleşmesi sağlanmış olur.
Ana Arıların Kullanılması
Çiftleşme sonrası yumurta verimi istenen düzeye gelmiş olan ana arılar son bir sağlık kontrolünden geçirilir, o yılın renk kodu ile işaretlenir. İşaretlendikten sonra 6-7 genç işçi arı (refakatçi arı) ile birlikte ana arı nakliye kafesine yerleştirilir.
Resim–4 Ana arının kovana verilmesi
Ana arının oğul a verilmesi
Suni oğul yapıldıktan hemen sonra ya da 5 gün sonra ana arı uygulaması yapılır. Ana arı Oğula telli kısmı aşağı gelecek şekilde yavrulu çerçevenin üst bölümüne uygulanır. Arıların keki kolay yiyebilmeleri için kafesteki elek teli açılır. İşçi arılar telden ana arıyı arı sütü ile beslerler. Bu süre içerisinde de ana arı salgılamış olduğu feromonlar ile koloniye kendini kabul ettirir. Kafesten çıktıktan sonra da normal koloni düzenini sağlar. Bunun dışında görevini yapmayan ana arıların yerine yeni ana arıların verilmesi, ana arısız kolonilere ana arıların verilmesi gibi ana arı uygulamaları yapılır. Ana arı uygulanacak kolonilerde çiftleşmemiş ana arı, ana arı yüksüğü ve yalancı ana arı bulunmaması gerekir. Aksi durumlarda uygulamada başarı sağlanamaz.

BAL ARILARINDA BAKIM VE BESLEME

İLKBAHAR BAKIMI
Arıcılıkta istenilen düzeyde verim alabilmek için her mevsim yapılması gereken işlemlere dikkat edilmesi gerekir. Çalışmaların en yoğun yapıldığı dönem ilkbahardır.
İlkbahar kontrollerinden amaç; arıların kışı nasıl geçirdiklerini, kovanda mevcut gıda miktarını, ana arının varlığını, yumurtlama durumunu, işçi arı miktarını, kovanda küflü petek yâda hastalık olup olmadığını kontrol etmektir.
İlk kontrol: koloniler kapalı mekânlarda kışlamışsa dışarı alınma zamanı bölgelere değişiklik gösterir.
Ülkemizin birçok bölgesinde ve sahil kesimlerinde koloniler açık alanlarda kışlatılır. Kapalı mekanlarda kışlatılıp dışarı çıkartılan yada açık alanlarda kışlatılan kolonilerin ilk kontrolleri havaların ısındığı,erik ağaçlarının çiçek açtığı an dan itibaren güneşli açık günlerde sıcaklığın 14-17 derecenin üzerinde olması halinde saat 11-14 arasında yapılabilir. Özellikle ilk kontrollerde koloniler üşütülmemelidir. Koloni üşütüldüğü takdirde 35 derece olan yavru büyütme alanı sıcaklığının tekrar aynı dereceye yükseltilmesi için arıların büyük oranda bal yemeleri gerektiği ve hastalıklar için uygun bir ortam oluşturduğu unutulmaması gerekir. Altı Çerçeveli kovanlarda kovan tipine göre10 derece ısı artışı için 40–80 gr günlük bal tüketilir.
Arıların uçuşa çıktıkları zamanlarda kovan dip tahtası temizliği yapılabilir. Dip tahtası üzerinde görülen kırıntı ve artıklar incelenerek koloni hakkında bilgi sahibi olunması sağlanabilir. Üzerinde nem ve su biriken örtüler (tahtaların) acilen değiştirilmesi gerekir. Dip tahtası kovan gövdesine sabitse temizlik yada değiştirme kovan gövdesi ile komple yapılır
Çerçeve kontrolünde küflü, aşırı esmerleşmiş ve kırık petekli çerçeveler kovandan çıkartılarak ihtiyaç varsa yerine önceki yıldan kalan temiz petekler verilir. İşlenmiş petek yoksa yerine temel petek verilir. Kovan içindeki mevcut arı miktarı çerçeveleri doldurmuyorsa arısız çerçeveler alınarak alan daraltılır, Kuluçkalık çerçevelerinin her yıl yarısı değiştirilir. Resim–5 Her yıl kuluçkalık çerçevelerinin yarısı yenilenir.
Kolonide ana arının olup olmaması koloninin sürekliliğini doğrudan etkiler. Kontrollerde ana arı görülemezse günlük yumurtanın olup olmadığına bakılır. Kolonide günlük yumurta varsa ana arıda mevcuttur. Ana arının olmadığı anlaşılırsa ya yeni bir ana arı verilmeli ya da başka koloni ile birleştirilmelidir.
Besin kontrolünden amaç kolonideki bal polen miktarının belirlenmesidir. Erken ilkbaharda yapılan kontrollerde besin stokunun yetersiz olduğu görülürse bal ve pudra şekerinden yapılan keke ya da şeker şurubu ile besleme yapılabilir. Bu dönemde yapılacak besleme hem açlık riskine hem de koloninin gelişmesine katkıda bulunur. Verilen keklerin yapımı üretim iznine tabidir. Resim -6 kek ile beslenen kovanlar
Hastalık ve parazit kontrolü arıcılıkta yıl boyu görülebilecek nosema, yavru çürüklüğü ve parazit er hastalıklardan karşı uyanık olunmalıdır Varroa parazitine karşı erken ilkbahar mücadelesi Uygun zamanda, dozda, ruhsatlı ilaçlar ile eskizsiz yapılmalı. Herhangi hastalık görüldüğünde ya da şüphe edildiğinde mutlaka bir uzman danışılmalıdır.
İlkbahar beslemesi kovan içindeki gıda kaynaklarının kalite ve miktar olarak yetersiz olması durumunda yavru gelişimini teşvik için yapılan yemlemedir. İlkbahar yemlemesi 1 ölçek şeker 1 i ölçek su ile hazırlanan şurupla yapılmalıdır. Kullanılan besleme şekeri rafine şeker olmalı, bunun dışındaki besinler verilmemelidir İlkbaharda yapılan şurup beslemelerinde yağmacılık olabileceğinden önlemler alınmalı. Akşamüzeri geç saatlerde yapılmalıdır.
Erken ilkbaharda koloninin gelişmesi işçin ihtiyaç duyulan diğer besin polendir. Yeterli değilse bal ve polenden yapılacak kekle besleme yapılabilir. Polen yokluğunda yavru üretiminin durduğu unutulmaması gereken bir durumdur.
Oğul, bal arılarında nesli devam ettirmek için koloni fertlerinin bir kısmının ana arı ile birlikte kovandan ayrılarak yeni bir aile oluşturmasıdır. Teknik arıcılıkta koloninin gücünü zayıflattığı için koloninin oğul vermesi istenmez ve karşı önlemler alınır. koloninin oğul vermesinin destekleyen şartlar; arıların fazlaca çoğalması, bal depolayacak yerin kalmayışı, koloni içi sıcaklığının artması, ana arının yaşlanması ve genetik yapı olarak sıralanabilir.
Oğul vermeyi destekleyen şartların ortadan kaldırılarak önlenmesi teknik ve ekonomik arıcılığın önemli kuralıdır.
Koloni sayısı artırılmak istendiğinde yeterli güce erişmiş bir koloni bölünmek suretiyle suni oğul üretimi yoluna gidilir. Arı ballı ve yavrulu petekler her iki kovana eşit şekilde paylaştırılır. Burada önemli husus tarlacı arıların her iki koloniye eşit oranda girmelerini sağlamaktır.
Bunun için anaç koloni yarım metre sağa yada sola kaydırılarak eski uçuş hattı anaç ile yeni koloninin ortasında kalacak şekilde yeni koloninin yerleştirmesi yapılır.
Bir başka suni oğul üretimi yöntemi özellikle koloni sayısını çoğaltmak amacıyla bir kovandan 5 çerçeveli 1 bölme yapılmasıdır. Bu durumda 3 adet arılı-yavrulu,2 adette arılı-ballı çerçeve yeni kovana yerleştirilir. Uçuş delikleri kapalı olan bu kovanlar, tarlacı arıların eski kovan yerine dönmelerini önlemek için en az 5 km uzağa taşınır. Yeni bölünen teknik oğullar ya anaarı yaparlar ya da çiftleşmiş ana arı verilir.
Kayıt tutma, her üretim alanında olduğu gibi arıcılıkta da önemlidir. her kovana ait kart yada sicil defteri tutulmalıdır. her koloni kontrolünde bilgiler işlenerek daha sonra yapılması gereken işler planlanır. kayıtlarda; ana arını çıkış ve yumurtlamaya başlama tarihi orijini,bal ve polen miktarları,yavru durumu gibi bilgiler yer almalıdır.
YAZ BAKIMI
Arı kolonilerinin ilkbahar bakımından sonra yaz ayında bakım ve kontrolleri devam eder. Koloni geliştikçe çerçeve ve kat verme flora takibi ve bal hasadı yazın yapılan işlerin başında gelir. Resim–7 kat verme zamanı gelmiş kovanA Petek ve kat verme
Arılarda gelişme faaliyetlerinin başlamasıyla petek örme de başlar. Bu dönemde koloniye yeni temel petekler verilir. Kuluçkalık olduğu zaman kovana kat, diğer bir değişle ballık verilmesi gerekir. Kat verilirken kuluçkalıkta ballı peteklerden en az 2 çerçeve kata alınır. Yerlerine yeni petekler verilir. Ballı petekler yanında bir iki yeni petek daha verilen kat kuluçkalığın üzerine koyulur.
Teknik arıcılıkta arıların flora durumuna göre bir yerden başka bir yere nakledilmesi iyi bir verim alabilmek için şarttır. Bu gezginci arıcılık olarak da adlandırılır.
Ülkemizde bal hasadı genelde yaz aylarında yapılır. Fazla su uçurularak en az yarısından fazlası sırlanarak olgunlaşmış ballı petekler hasat edilir. Bal hasadı ballık katlarından yavrusuz çerçevelerden yapılmalı, Türk gıda kodeksine uygun malzemeler kullanılmalıdır.
SONBAHAR BAKIMI VE KIŞLATMA
Kolonilerin sonbahar bakımı arıların kışı kayıpsız geçirmeleri açısından önem taşır. Sonbaharda koloniler kış yiyeceği olarak bal ve polen depolanmış petekler bırakılmalıdır. Ekşimiş ballar düşük kaliteli ballar arılara kış yiyeceği olarak verilmemelidir.
Arı mevcudu zayıf, ana arısız, ana arısı yaşlanmış ve verimsiz olan koloniler genç ana arı uygulanmalı. Ana arı yoksa sonbaharda birleştirilmelidir.
Başarılı kışlatma için sonbaharda yavru üretimi sağlanarak genç işçi arı ile kışa girilmelidir. Kışa girmeden önce koloniler hastalık ve zararlı yönden incelenmeli özellikle sonbahar dönemi Varroa mücadelesi son bal hasadından sonra yeterli dozda ruhsatlı ilaçlarla yapılmalıdır. Resim -8 Varroa zararlısı

Sonbahar beslemesi
Koloniler yeterince bal ve polen bırakılmış olsa da 2 ölçek şeker ve 1 ölçek su ile hazırlanan Şeker şurubuyla beslenmelidir. Bununla birlikte kışa girerken ya da çıkarken kek ile beslenebilirler. Kek; bir kısım bal ve 3 kısım pudra şekerinin karıştırılması ile elde edilir. 0,5 -1 kg lık alt kısmına delikler açılmış kek paketi arılı çerçeveler üzerine konur. Kek hazırlama ve uygulamada kekin kovan İçi ısısında eriyerek arıların üzerine akmayacak kıvam ve katılıkta ve arılar tarafında tüketilebilecek yumuşaklıkta olmalıdır.
Kışlatma
Arıların geçireceği arılık kuzeyi kapalı güneyi açık mümkünse üstü kapalı olmalıdır. Rüzgâr almayan su tutmayan ve nem birikmeyen yerler olmalıdır. Kışın kovanlar mutlaka bir sehpa ile yükseltilerek su ve nemden korunmalıdır.
Ayrıca Kış salkımının bozulmaması için kışlatma yeri ses ve gürültüden uzak olmalıdır. Unutulmamalıdır kış ölümlerinin nedeni soğuk değil kolonide yeterli balın bulunmayışı yani açlıktır. Kışa girerken genç arılar ve yeterli miktarda bal ve polenden oluşan besin stokunu olmasıdır.
ÖNEMLİ ARI ÜRÜNLERİ
Arı ürünü denilince birçoğumuzun aklına gelen bal ve bal mumudur. Arının doğrudan vücudundan salgıladığı arı sütü, arı zehri ve arının bitkilerden topladığı polen ve propolis çok önemli olan diğer arı ürünleridir.
POLEN
Polen, bitkinin erkek üreme hücresidir. Bal arısı, poleni, larvalarının protein gereksinimini karşılamak için toplar ve biriktirdiği polen topağını sindirim enzimleriyle karıştırır. Polen, arıcılar tarafından kovanlara takılan tuzaklar yardımı ile toplanır. Toplanan polenler, kurutularak ya da derin dondurucuda saklanarak farklı amaçlar için kullanılabilir.
Polenin kimyasal içeriği, bağışıklık sistemine en etkili stres yapıcılar olan radyasyon ve kimyasal toksinleri yok edebilme etkileri, bilimsel olarak belgelendirilmiştir. Bu haliyle polen mükemmel bir besin kaynağıdır. Özellikle çocukların gelişmesinde önemli rol oynar. Polenin mükemmel bir besin olmasına ek olarak sağlığı artırıcı ve iyileştirici özellikleri vardır
Polen günümüzde doğrudan besin olarak tüketilmekte ya da kozmetik sanayinde çeşitli losyon veya güzellik kremlerinin üretiminde kullanılır. Kullanım amacına paralel olarak da çeşitli preparatlar hazırlanmıştır. Resim–9 Polen kapanlı kovan

PROPOLİS
Propolis (arı zamkı, arı mumu ya da propolis) yapışkan, kendine özgü kokusu olan açık kahverengiden koyu kırmızıya kadar rengi değişebilen bir arı ürünüdür. Arılar tarafından yaprak, tomurcuk, dal ve ağaç kabuklarından toplanır. Arılar propolisi kendi kovanlarına taşır ve onu tükürük salgılarıyla ve mum pullarıyla karıştırır.
Propolisin asıl rolü arıları hastalıklara karşı korumaktır. Arılar kovanlarının iç duvarlarının her tarafını ince bir tabaka propolis ile mikroorganizmalardan korumak için kaplarlar. Kovan Propolis nedeniyle, kovan bakteri ve fungustan korunurken, genç larvaları da hastalıktan korur. Resim 10- Kovan ününde propolis
Propolis günümüzde doğrudan tüketilmekte ya da kozmetik sanayisinde çeşitli losyon veya güzellik kremlerinin içeriğinde kullanılır. Kullanım amacına paralel olarak da çeşitli preparatlar hazırlanmıştır. Propolis ayrıştırılıp Apiterapi de kullanılmak üzere bileşimleri hazırlanır. Dahili olarak kullanıldığı gibi harici olarak ta kullanılmaktadır. Nefes yolları, sindirim organları, Üreme ve idrar yolları, Dermatolojik olarak ve kozmetik olarak kullanılmaktadır.
Bazı ilaç örnekleri Nöro propolis, Propolis kapsül, Propolisi diş macunu, Ağız gargarası, Ayak mantar spreyi, propolis deri balsamı, Propolis yıkanma losyonu, Propolis kremleri, Diğer arı ürünleri ile karışım. Vb.
Kullanım reçetesi ve tarifine uygun yapılmalı, Her yaşta insan tarafından yaşına ve kilosuna göre kullanılır.
TEMEL PETEK ÜRETİMİ
Bal mumu, genç işçi arıların karın halkalarındaki mum salgı bezleri tarafından salgılanan bir arı ürünüdür,çok değerlidir.. Bal mumunun rengi salgılandığı anda beyazdır, kovan içinde doğal süreçlerde giderek sarı-kahverengi tonlarına döner. Arılar 1 kg bal mumu yapmak için 10 ile 25 kg arasında bal tüketir.
Saf bal mumu çeşitli üretim dallarında, örneğin kozmetik ve ilaç sanayinde, boya ve vernik üretiminde kullanılır. En yoğun kullanıldığı alan ise petek yapımıdır.
Temel Petek üretiminde “sıcak döküm” ve “baskı rulo” sistemi olmak üzere iki farklı yöntem uygulanır. Her iki sistemde de silindirden çıkan bal mumu levhalar otomatik ayarlı bıçaklarla istenen boyutlarda kesilir ve temel petek olarak çerçevelere takılır. Temel Petek üretiminde
kullanılacak % 100 saf ve doğal bal mumu olmalıdır. Temel Petek haline getirilmeden önce Amerikan ve Avrupa yavru çürüklüğü ve Kireç hastalığı gibi hastalık etkenlerine karşı 120 °C de sterilize edilmelidir. Resim 11- Temel petek
Petek; arıların mum örmekle geçirecekleri zamanı bal taşımaya ayırmalarını ve düzensiz petek örerek kovan içi çalışma ahengini bozmalarını önler. Ana arının ise döllü yumurta bırakmasını sağlar. Türk Gıda Kodeksi Bal tebliğine uygun işlenmeli
ARI LARVASI
Erkek, işçi ve ana arıdan larva tozları, larva gelişiminin belirli dönemlerinde katabolik işlemler ortaya çıkmadan toplanır. Arı larvasının yüksek besleyici değeri vardır. Özellikle ikame besin olarak ve ilaç olarak kullanılır. .
ARI SÜTÜ
Arısütü genç işçi arılar tarafından, anaarı larvası ve anaarı nin sürekli, Diğer larvaların ilk üç günde Arı sütü ile beslenmesi için üretilir. Arısütü normal aktiviteler içerisinde. Yoğun çalışma dönemlerinde, organizmayı strese karşı güçlendirici, fiziksel yorgunluğu önleyici, beslenme yetersizliklerinde, erken yaşlanma etkilerini önleyici ve içeriğine bağlı olarak kozmetik alanında kullanılabilir.
Arı ürünleri devamlı kullanıldığında önemli yararlar sağlar. Arı ürünlerinin üretimi, paketlenmesi, depolanması ve satışı Türk Gıda Kodeksine uygun yapılmalıdır.
Zengin doğal kaynakların medikal kullanımının gelişimi için muhtemel çözümler üretilmelidir. Arıkovanı en eski laboratuar ve en eski eczanedir.
Resim–12 Arısütü renkli kaplarda saklanmalı
Arı ürünlerinin tamamı üretimden tüketime kadar kalite, hijyen ve saklanması Gıda kodeksine uygun olmalı. Kontrolleri tekniğine uygun yapılmalı.
Arı ürünler arıcılığın ihmal edilmemesi gereken ana gelir kaynağı olmalı. APİTERAPİ konusunda tüketici bilinci oluşması sağlanmalı

BAL ve BAL HASADI
Bitki nektarlarının, bitkilerin canlı kısımlarının salgılarının veya bitkilerin canlı kısımları üzerinde yaşayan bitki emici böceklerin salgılarının bal arısı Apis mellifera tarafından toplandıktan sonra kendine özgü maddelerle birleştirerek değişikliğe uğrattığı, su içeriğini düşürdüğü ve petekte depolayarak olgunlaştırdığı doğal ürünü
Bitkilerin çiçeklerinde bulunan nektarın yani bal özünün bal arısı tarafından toplanması, vücutlarında bileşimlerinin değiştirilip, petek gözlerine depo edilmesi ve olgunlaştırılması sonucunda oluşan bal, koyu kıvamlı, tatlı bir üründür. Balın bileşimi çevre şartlarına, kaynağına, hasat olgunluğuna, işlenmesine ve depolama şartlarına göre değişir.
Floral kaynakların çeşitliliği, balın antioksidan içeriği ile pozitif ilişkilidir. Balın yapısında bulunan şekerlerin çoğu, olgunlaştırılması sırasında arılar tarafından eklenen enzimler sonucunda ya da asit şeker reaksiyonu sonucunda oluşur. İçeriğindeki vitamin, mineraller balı basit bir şeker ve su karışımından daha değerli bir madde haline getirir.
Ağır spor yapanların ve çocukların temel besini olan balın, 1 çorba kaşığında yaklaşık 64 kalori bulunur. Kalbi uyarır ve güçlendirir. Solunum yolu enfeksiyonlarında tedavi edici özelliğinden faydalanılır. Kısacası bal ilaç gibidir.
Balın ham maddesi olan nektar, bal çiği tarlacı arılar tarafından bal keselerinde kovana taşınır. Hammadde salgı ile karıştırılır. Sıcaklık, arının yaşı, ırkı, koloninin gücü, getirilen hammadde geçiş hızını etkileyen faktörlerden bazılarıdır. Arılar Nektarı bala çevirirken basit şekerlere dönüştürür ve suyunu uçurur. Olgunlaşma denilen bu işlemin süresi koloninin gücüne ve bal için getirilen hammaddeye bağlıdır.
Son olgunlaştırma işlemi, balın ilk göze konduğu andaki nem miktarı, petek gözün doluluk durumu kovandaki havalandırmaya, ısıya ve ortamın nemine bağlı olarak 1–3 hafta alır, olgun balda su oranı %18 in altına inmiştir.
Balın Hasat Edilmesi
Doğal kovan şartlarında petek gözlere depolanan bal, sırlanarak korunur. Tam sırlanmış veya ¾’ü sırlanmış peteklerin, kovandan alınma zamanı gelmiştir. Kovandaki bütün peteklerin olgunlaşması beklenmeden, balı olgunlaşan petekler, taşıma sandığına alınır. Koloninin kışlık bal ihtiyacı olarak her arılı çerçeve için bir ballı çerçeve kovanda bırakılmalıdır. Hasatta en önemli nokta, koloninin ihtiyacından fazla olan balın alınmasıdır.
Resim –13 Balı Olgun çerçeve
Bal hasadı nektar akımının azalmaya başladığı günlerde yapılmalıdır.
Bu şekilde nektar akımı sona erinceye kadar gelen ballarla da arılar kışlık ihtiyacı olan balı depolayabilecektir. Aksi takdirde, çevrede nektar bulunmayacağından arıların yağmacılığı nedeni ile bal hasadı zorlaşacaktır.
Bölge ballarının birbirine karışmaması ve arıların rahatça nakli açısından gezginci arıcıların bal hasadını, arılarının yerlerini değiştirmeden önce yapmaları gerekir.
Ballar; süzme (granül, akışkan), petekli (seksiyon, kesilmiş petekli) olmak üzere iki grupta pazarlanır. Bal hasadı pazardaki hedeflere göre yapılabilir.
Petekli bal: Kuluçka amaçlı kullanılmamış olan saf balmumundan hazırlanmış temel peteklerin veya arılar tarafından yapılmış peteklerin gözlerinde depolanmış ve tamamı veya büyük bölümü sırlanmış olarak satışa sunulan balı,
Süzme bal: Sırları alınan yavrusuz peteklerden santrifuj yolu ile elde edilen balı,
Petekli süzme bal: Süzme bal içerisinde petekli bal parçaları ile hazırlanmış balı,
Sızma bal: Süzme bal elde edilirken alınan sırlardan ve balı alınmış peteklerden sızdırılarak toplanan balı,
Pres balı: Yavrusuz peteklerin doğrudan veya 45°C’yi aşmamak üzere ısıtılarak preslenmesi ile elde edilen balı,
Süzme bal, peteklerde ki balın süzülmesi ile elde edilir. Peteklerin en az üçte ikisi sırlanmış olmalıdır.
Hasat, kaynağına göre ayrı yapılmalı, farklı kaplara konularak üzerine kimlik numaraları yazılmalıdır.
Olgunlaşan balların kovandan alınmasına sabah saatlerinde başlanmalı, öğle saatlerinde süzme işlemi yapılmalıdır. Bal süzme işleminde ısı 30°C civarında olmalıdır.
Bal süzme işlemi kapalı bir ortamda yapılmalıdır. Arıcı süzme işlemini bal süzme çadırında yapacak ise temizlik konusunda daha dikkatli olmalıdır. Santrifüjlüme odası arıların giremeyeceği, ışıklı ve tercihen elektrik ve su donanımına sahip olmalıdır.
Bal süzme çadırı ya da odasında kullanılan malzemelerin yeterli ve balın yapısını bozmayacak özellikte olması gerekir. Örneğin kullanılan bıçak ve tarakların, bal sırı alma kapları, tavalar ve santrafüjün paslanmaz malzemelerden yapılmış olması şarttır.
Koloniden alınan petekler hemen santrafüjlenirse bal akışkan olacağı için kolay süzülür. Sırları alınmış petekler santrafüjlere eşit ağırlıkta, karşılıklı yerleştirilip, döndürülür. Böylece çerçevelerin çift yüzeylerinin balı tam olarak alınır. Balın peteklerden kolay çıkarılması için, çerçevelerin üst kenarı santrafüj dönüş yönünden geriye doğru olmalıdır. Çünkü petek gözleri eğimlidir.
Bal konulan kaplar daha önce kullanılmamış, laklı teneke veya variller ya da çelikten yapılmış kaplar olmalıdır. Ayrıca süzülen balların konulduğu kapların üzerinde, hasat zamanı, yeri, üreticinin ismi ve bölgede hâkim olan bitkilerin isimleri yazılırsa pazarlamada kolaylık sağlar.
Bal tenekeleri güneş görmeyen bir depoya kaldırılmalı, Depolama sıcaklığı 30°C’yi geçmemelidir. Uygun şartlarda depolanan bal, mümkünse üretim yılı içerisinde satılmalıdır.
Kullanılan malzemelerin yıkanmasında kullanılan suyun ılık olması, bal bulaşığını kolayca giderir. Yıkanan malzemenin mutlaka kurulanması gerekir. Bala su ve yabancı madde karışmasını önleyici tedbirler eksiksiz olarak alınarak, ürünün özelliği korunmalıdır.
Ayrıca balı süzülen petekler kolonilere geri verilir. Bal alma dönemlerinde kuluçkalıkta bulunan eski siyahlaşmış çerçeveler alınarak, eski petekleri yenileme işlemi de yapılır.
Süzülen eski petekler, kırılan çerçeveler ve sır alma esnasında çıkan sır preslenerek mum yapılır. Bu şekilde arıcının yıllık temel petek ihtiyacı için işlenmemiş bal mumu sağlanmış olur.
Sızdırılan mum ya da temel petekleri saklamak için kesinlikle naftalin kullanılmamalıdır. Çünkü naftalin mum ya da temel petekten bala geçmekte ve bu da insan sağlığını olumsuz yönde etkilemektedir.

ARI SAĞLIĞI
Bal arılarının gelişme dönemi pek çok hastalık etmeni ve zararlı için uygun ortam oluşturduğundan arılarda çok sayıda hastalık ve zararlı görülmektedir.
Benzer şekilde, gezginci arıcılık da hastalık ve zararlıların ülke içindeki hızlı yayılışında önemli bir etkendir. Bal arısı hastalıkları genellikle ilkbahar ve sonbahar aylarında görülür. Bunun başlıca nedeni ilkbahar aylarında özellikle yavru yetiştirme faaliyetinin büyük hız kazanmış olması ve beklenmeyen soğuk ve yağışlı havalardır. Bu nedenle bu kritik dönemde arıların özellikle yavru hastalıklarına karşı korunması için, koloni kontrollerinde koloninin üşütülmemesine özen gösterilmelidir. Kullanılan alet ve ekipmanlar her akşam temizlenmeli
Bal arısı hastalıkları, hastalığı oluşturan etmene göre; bakteri (Amerikan ve Avrupa Yavru Çürüklüğü, Septisemi). Mantar (Kireç ve Taş hastalığı). Virüs (Kronik ve Akut Arı Felci), parazit (varroa paraziti, Varroa destructor ve trake akarı, Acarapis woodi) ve protozoon (Nosema ve Amoeba) hastalıkları ya da hastalığın oluştuğu konukçuya göre; Ergin ve Yavru Arı Hastalıkları olarak sınıflandırılabilir. Pek çok patojen (hastalık etmeni) arıların gerek yavru gerekse ergin dönemlerinde hastalık oluşturabilir. Ancak bu patojenlerin hepsi aynı derecede tehlikeli değildir. Amerikan yavru çürüklüğü, varroa gibi çok tehlikeli ve hızlı yayılan bazı arı hastalık ve zararlılarının kontrolünde arıcılarımıza önemli görevler düşmektedir. Ülkemizde mevcut olan bazı arı hastalık ve zararlıları aşağıda verilmiştir.
Yavru arı Hastalıkları

a) Amerikan Yavru Çürüklüğü
Ülkemizde ihbarı zorunlu yavru hastalıklarından olan bu hastalığın etmeni Paenibacillus larvae adlı bir bakteridir. Değişik çevre şartlarında uzun bir yaşam süresi olan sporları besleme görevi yapan bakıcı arılar tarafından larvaya bulaştırılır. Hastalığın yayılmasını sağlayan sporlar kovanın herhangi bir yerinde, peteklerde, bal ve balmumunda veya herhangi bir ortamda 45 yıl canlı kalıp bu süre sonunda bile hastalık oluşturabilirler. Bu nedenle bu hastalığa karşı gerekli hassasiyetin gösterilmesi ülkemiz arıcılığının geleceği yönünden önem taşımaktadır
Amerikan yavru çürüklüğü görüldüğünde veya şüpheli durumlarda Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının İl ve İlçe Müdürlüklerine veya Ankara-Etlik ve İzmir-Bornova'da bulunan Veteriner Kontrol ve Araştırma Enstitülerine ya da arıcılık konusunda uzmanlaşmış kurumlardan birine başvurularak teknik yardım istenmelidir. Ayrıca, bu hastalığın ihbar edilmesi yasal bir zorunluluktur. Hastalıklı kolonilerin nakilleri de yasaktır. Arıcı her şeyden önce kolonilerinin geleceği için bu kurallara uymalıdır.
Hastalığın Belirtileri
Yavrulu petekler incelendiğinde öncelikle düzensiz yavru görünümü dikkat çeker. Kapalı yavrulu arasına dağılmış düzensiz açık yavru ya da boş petek gözleri gözlenebilir. Dışbükey görünümünde olması gereken kapalı yavrulu gözler içe çökmüş, çukurumsu görüntü sergiler ve üzerleri deliktir. Resim–15 AYÇ peteklerde görünümü.
Hastalıklı yavru beyazdan sarıya, daha sonra da kahverengine dönüşür. Yavru bir çöple dışarı çekildiğinde iplik şeklinde uzar ve tutkal gibi kokar. Çürüyerek ölmüş yavrunun kalıntısı hücre yan duvarı ve tabanına yapıştığından arılarca temizlenmesi zordur.

Ancak tüm bu belirtiler Amerikan Yavru Çürüklüğünün kesin teşhisini yapmak için yeterli değildir. Benzer belirtiler Avrupa yavru çürüklüğü hastalığında da görülebileceğinden yavrulu peteğin tamamı herhangi bir arı hastalıkları laboratuarına gönderilmelidir.

Mücadelesi
Bu hastalıkla en kesin ve en etkili mücadele yöntemi, hastalıklı kolonilerin tümüyle yakılarak yok edilmesidir. Böylece, hastalığın diğer kolonilere bulaşması önlenmiş olur. Bazı ülkelerde hastalıklı kolonilerin yakılması yasal bir zorunluluktur. Bakteri sporları antibiyotiklerle öldürülemediği için hastalıkla mücadelede antibiyotik uygulamasının fazla bir yararı olmaz. Antibiyotik uygulaması hastalığı baskı altına alabilir, ancak uygulamadan vazgeçildiği anda hastalık tekrar görülür. Daha önemlisi, hastalıklı koloniler arılıktaki diğer sağlıklı koloniler ve bölge için sürekli hastalık kaynağı olurlar. Arıları ve petekleri yakılmış koloninin, boş kovanı da yakılmalıdır. Antibiyotikler yasaklanmıştır.

Hastalıktan uzak kalmak için arı satın alımlarında ve temel petek kullanımında dikkatli olunmalıdır. Temel petek kullanırken temel peteğin üretim izni almış kuruluşlardan temin edilmesine özen gösterilmelidir. Temel petek mutlaka sterilize edilmiş bal mumundan üretilmiş olmalıdır.

b) Avrupa Yavru Çürüklüğü
Dünyada en yaygın görülen hastalıklardan biridir. Hastalığın etmeni en son yapılan sınıflandırmaya göre Melisococcus pluton adında bir bakteridir. Hastalıkta diğer bazı (sekonder) bakteri türleri de görülür. Sekonder bakteri türleri hastalık oluşturmamakla birlikte ölü larvanın kokusu ve kıvamı üzerinde etkili olurlar.

Hastalığın Belirtisi
Hastalığın kendine özgü kokmuş et ya da balık kokusunu andıran kokusu kovan açıldığında algılanabilir. Açık yavru döneminde ölmüş larvalar koyu kahverengi ve siyaha yakın renktedir ve larvadaki renk değişimi önemli bir belirtidir. Hastalığın çok şiddetli seyrettiği durumlarda kapalı yavru gözlerinde de görülebilir.

Mücadelesi
Amerikan yavru çürüklüğündeki uygulamanın aksine şiddetli durumlar hariç, bu hastalıkta arıların ve yavrulu peteklerin imhasına gerek yoktur. Koloninin ana arısı bir süre kovan içerisinde kafeslenerek yumurtlaması engellenir. Uzman kontrolünde mücadele yapılmalıdır.

Yavru Çürüklüğü Hastalıklarından Korunma
Gerek Amerikan yavru çürüklüğü gerekse Avrupa yavru çürüklüğü hastalıklarından korunmak için;

• Arılık her zaman temiz ve düzenli olmalıdır.
• Koloni ve ana arı satın alımı üretim izni olan ve güvenilir kurumlardan yapılmalıdır.
• İkinci el alet-ekipman alındığında bunlar dezenfekte ve sterilize edilmelidir. Isıya dayanıklı ekipmanlar örneğin el demiri ev fırınlarında 200 derece sıcaklıkta 1 saat tutulmalıdır.
• Amerikan yavru çürüklüğü hastalığının bulaşmasını ve yayılmasını sağlayan bakteri sporları bal içinde yıllarca yaşayabildiğinden koloniler kaynağı belli olmayan ya da hastalık geçirmiş arılıklardan elde edilen ballarla beslenmemelidir.
• Kaynağı belli olmayan oğullar arılığa alınmamalıdır.
• Arılıkta yağmacılığa meydan verilmemelidir. Kovanların yerleşme düzeni arıların yanlış kovanlara girmelerini önleyecek şekilde olmalıdır. Bunun için kovanların uçuş delikleri farklı yönlere bakmalı ve kovanlar arası mesafe 1-2 m'den az olmamalıdır. Mümkünse bu mesafe artırılmalıdır.
• Koloniler arasında petek alış-verişi yapılırken dikkatli davranılmalıdır.
• Eski petek kullanmaktan kaçınılmalıdır.
• Koloniler nektar ve polen kaynağı yönünden zengin bölgelerde tutulmalı, hastalık riski bulunan yerlere arı götürülmemelidir.
• Koloniler sürekli kontrol edilmeli, hastalığın yayılmasını önleyen en etkili yolun erken teşhis olduğu unutulmamalıdır.
Sterilize edilmiş temel petek kullanılmalı

c) Kireç Hastalığı
Etmeni Ascosphaera apis adlı bir mantar olan yavru hastalığıdır. Hastalıklı larvalar mumyalaşmış olup siyahımsı, gri veya beyaz renktedirler. Hastalığın ilk dönemlerinde beyazlaşmış larvalar iki parmak arasında ezilebildiği halde ileri dönemde pirinç tanesi gibi sertleşerek arılar tarafından kovan önüne ve uçuş tahtası üzerine atılırlar.
Hastalığın etmeni olan sporlar toprak altında ve değişik ortamlarda 15 yıl etkinliğini sürdürebildiğinden ve rüzgârla taşınabildiğinden bu hastalıkla daha çok kültürel önlemler alınarak mücadele edilebilir.
Hastalığa neden olan mantar, yeterli havalandırmanın olmayışı sonucu kovanda biriken CO2 ve nemli ortamda gelişir. Bu nedenle kovanlar yerden en az 50 cm yükseklikteki sehpalar üzerine yerleştirilerek altlarındaki otlar temizlenmeli, böylelikle nemden korunmalı ve havalandırma sağlanmalıdır. Kireç hastalığına karşı alınabilecek bir başka önlem, hastalığa yakalanan kolonilerin ana arılarının hastalığa yakalanmayan kolonilerden yetiştirilen yeni ana arılarla değiştirilmesidir.
Zayıf koloniler hastalığa daha hassastırlar. Bunun için güçlü kolonilerle çalışmak en iyi kültürel yöntemdir. Kolonilerin beslenmesi ve arılara doğal nektar kaynağı sağlanması da bu hastalığa karşı etkin bir mücadele yöntemidir. Kolonide stres oluşturan açlık, üşütme ve rahatsız etme gibi durumlar yanında bölme yaparak koloni işçi arı varlığının azaltılması, gereksiz ve yanlış antibiyotik kullanarak larvanın sindirim sistemindeki faydalı mikro floranın tahrip edilmesi kireç hastalığının ortaya çıkmasına veya şiddetinin artmasına neden olan uygulamalardır. Bu uygulamalardan kaçınmak, güçlü koloniler ve genç ana arılarla çalışmak alınabilecek en iyi koruma önlemleridir.
Kireç hastalığının tedavisinde koloni şartlarında uygulanan ilaçlı mücadele denemelerinden bugüne kadar tatmin edici olumlu sonuçlar alınamadığı gibi tavsiye de edilmemektedir.
Ergin Arı Hastalıkları

a) Nosema
Nosema apis adı verilen tek hücreli bir mikroorganizmanın neden olduğu, oldukça tehlikeli sayılan ergin arı hastalığıdır. Hastalığa yakalanmış kolonilerde davranış değişikliği ve hızlı yaşlanma görülür. Hastalığın kesin olarak tanınması için hasta arı midesinin mikroskobik olarak incelenmesi gerekir.
Normalde saman rengi olan sağlam arı midesi hasta arıda katı, kirli ve beyaz renktedir. Hastalık yıl içerisinde çeşitli zamanlarda görülebilmekle beraber en yüksek düzeyde ilkbaharda, ikinci derecede ise sonbaharda ortaya çıkar.
Nosema’ya yakalanmış kolonilerde; çerçeveler, petekler, kovan kapağı ve uçuş tahtası üzerinde turuncu ve beyaz renkte arı pisliği görülür. Hastalığın yayılması besin yoluyla olur. Hasta arılar bakıcılık gücünü kaybederler, uçamazlar ve kovan etrafında sürünürler. Arılardaki bu hastalığın en açık belirtisi; enfekte olmuş kolonilerin ilkbaharda gelişememesi, kovan önünde hazımsızlık çeken ve uçuşa isteksiz ergin arılardır. Hastalığın ağır seyrettiği durumda kolonilerin verim kapasiteleri oldukça düşer.
Nosema hastalığının önlenmesi ve tedavisinde antibiyotik (Fumidil-B) uygulaması yapılır. İlaç ilkbahar ve sonbaharda şurupla birlikte verilir. Özellikle sonbaharda şurupla birlikte verilen Fumidil-B iyi bir uygulamadır. İlaç ılık suyla sulandırılmalıdır. Sıcak su ilacın bozulmasına neden olabilir. Kolonilerin polen dışında polen yerine geçen besinleri içeren kek karışımları ve kış aylarında salgı ballarıyla beslenmesi hastalığa neden olabilen uygulamalardır. Hastalık daha çok besleme hataları sonucu ortaya çıkar. Bu hastalıkla ilişkili olarak, arıların bal ve polen dışında herhangi bir maddeye ihtiyaç duymadıkları unutulmamalıdır. Nosema genellikle öldürücü değildir. Pek çok koloni nisan ve mayıs aylarında bu hastalıkla bulaşık olabilir. Ancak havaların iyileşmesi ile ana arının yumurtlamada en üst düzeye ulaşması ile birlikte bu hastalığın etkisi azalmaya başlar.
Paraziter Hastalıklar

Varroa
Bu hastalık, Varroa destructor adlı bir dış parazitin neden olduğu, hem ergin arıda hem de yavruda zarar oluşturan, çok hızlı gelişmesi ile tüm dünya üzerine yayılan ve mücadele edilmediği takdirde kolonilerin sönmesine neden olan tehlikeli Paraziter bir hastalıktır.
Varroanın dişisi oval görünümde ve koyu kahve renktedir. Vücut uzunluğu 1,1–1,3 mm, eni ise 1,5–1,7 mm arasında değişmektedir. Vücudun alt kenarı 4 çift bacak ile çevrilidir. Ağız yapısı sokucu ve emicidir. Gerek ergin gerekse larva ve pupa döneminde arının kanını emerek beslenir. Bu nedenle arıya her dönemde zarar verir. Erkek varroa, sarı-gri renkte yuvarlak görünümlü, dişi varroaya göre daha yumuşak bir kitin ile kaplıdır. Erkek varroalar dişi ile çiftleşme sonrası öldüklerinden ergin arı üzerinde görülmezler. Resim- 16 ergin Varroalar arı pupası üzerinde
Varroanın kolonilerde üremesi kış sonu kuluçka faaliyetiyle birlikte başlar. Sonbaharda bu faaliyetin sona ermesine kadar sürer. Kışı yalnızca ergin dişiler geçirir. Varroanın üreme ve gelişmesi kapalı yavru gözlerinde gerçekleşir. Daha geniş ve büyük olduğu için genelde erkek gözlerini üreme faaliyetleri açısından daha çok tercih ederler. Ergin dişiler yavrulu petek gözlerinin kapanmasından hemen önce bu gözlere girerek iki gün sonra yumurta bırakmaya başlarlar. İlk 24 saatte yumurtalardan 8 bacaklı larvalar çıkar ve tüm gelişim erkeklerde 6–7 günde, dişilerde ise 8–10 günde tamamlanmaktadır. Gelişimini tamamlayan varroalar kapalı yavrulu petek gözü içinde çiftleşirler. Çiftleşmeden hemen sonra erkek ölür. Dişiler ise beslenmeyi sürdürerek arıların petek gözünden çıkması ile birlikte gözü terk ederler.
Ergin dişi varroalar kışın 5–6 ay yazın ise 2–3 ay yaşarlar. Ergin dişi varroanın bir yavrulu petek gözünde 5 ve daha fazla yavrusunun olması durumunda arı gelişmesini tamamlayamaz ve siyahımsı-gri renkte kanatsız ergin olarak petek gözünden çıkar. Varroa parazitinin gerek larva ve pupa gerekse ergin dönemde arının kanını emerek gelişme ve çalışma aktivitesini zayıf düşürmesi başka hastalıkların da ortaya çıkmasına neden olmaktadır.

Mücadelesi
Kimyasal mücadele
Varroanın dünyada ve ülkemizde ilk görüldüğü yıllarda mücadele için uygun olan veya olmayan birçok ilaç varroa mücadelesinde kullanılmıştır. Günümüzde varroa mücadelesi için piyasada 20 civarında ruhsatlı ilaç bulunmasına karşın bazı arıcılar ruhsatsız ilaç ve karışımlar kullanabilmektedirler. Varroa mücadelesinde kullanılan ilaçlar bal üretim dönemlerinde kullanılmamalıdır. Aksi halde, bu ilaçların bal ve bal mumundaki kalıntıları insan sağlığını olumsuz yönde etkileyecektir.

Varroa mücadelesinde en önemli nokta mücadele dönemidir.
• Erken ilkbaharda kolonilerde kapalı yavrunun olmadığı veya en az olduğu,
• Sonbaharda ise kapalı yavrunun sona erdiği, bal hasadından sonraki dönem en etkin mücadele dönemleridir.
Varroa mücadelesinde altın kural; mücadelenin uygun zamanda, uygun ilaçla uygun dozda yapılmasıdır. Kapalı yavru dönemindeki kimyasal mücadeleden olumlu sonuç almak mümkün değildir. Çünkü hiçbir ilaç kapalı yavru içindeki varroa lara ulaşamamakta ve öldürememektedir.
Kültürel ve Fiziksel Mücadele
Dişi varroalar ilkbahar döneminde yumurtlamak için daha çok erkek arı gözlerini tercih ettikleri için kolonilere erkek arı gözlü petekler verilerek dişi varroa ların erkek arı gözlerinde toplanması sağlanır. Bu gözler kapandıktan sonra kovandan çıkartılarak imha edilir. Böylece dişi varroanın bu dönemde attığı yumurtalar ve kendisi erkek arı pupaları ile birlikte yok edilmiş olur. Bu dönemde koloniye yarısı yatay olarak kesilmiş petekli çerçeve verildiğinde, arılar peteğin kesilen alt kısmını erkek arı gözlü yeni petek örerek tamamlarlar. Varroalar petek gözlerinin kapatılmasından hemen önce bu gözlere girerler. Petek gözleri kapatıldıktan sonra erkek arı gözlü petek kesilerek imha edilir. Bu yöntemle kolonideki varroa miktarını azaltmak mümkün olmakla birlikte işçi arı gözlerindeki varroalar üreme etkinliklerini sürdürürler.

Bir başka mücadele yöntemi, nektar akımı döneminde işçi arı gözleri içerisine bırakılan varroa yumurtalarını yok etmeye yönelik çalışmadır. Bu yöntemde, koloninin ana arısı ana arı ızgarası kullanılarak bir çerçeveye hapsedilir ve böylelikle bütün varroa yumurtalarının bir petekte toplanması sağlanır. Bu petek kapalı yavru döneminde kovandan çıkartılarak imha edildiğinde kovandaki varroa yavrularının tamamı yok edilmiş olur. Bu yöntemin dezavantajı her dönemde uygulanamaması ve koloni gelişimini kısmen engellemesidir.

Arı Zararlıları

Petek Güvesi (Mum Güvesi)
Genellikle zayıf kolonilerde önemli ölçülerde zarar yapan petek güvesinin birisi iri yapılı Galleria mellonella L. ve diğeri daha küçük yapılı Achroia grisella F. olmak üzere iki türü bulunmaktadır. Büyük petek güvesi daha zararlıdır. Yaşamının yalnızca larva döneminde zararlı olan petek güvesinin ergini çalılık arazide yaşamını sürdürür. Genellikle akşamüstü ergin dişi güve kovana girerek yumurtalarını petek üzerine bırakır. Yumurtadan çıkan larva, bu dönemde peteklere girerek mum, bal ve polen ile beslenir.
Tahribatı yalnızca petekler üzerinde görüldüğünden ve bu dönemde kurtçuk (larva) olduğundan “mum kurdu” olarak da adlandırılır. Koloninin zayıflaması ile birlikte tüm koloniyi istila ederek arılara zarar vermekte ve sönmelerine neden olmaktadır. Koloni güçlü olduğu ve tüm petekler arılarla sarılı olduğu sürece koloni içinde zarar veremez. Koloni içinde bulunan peteklerin tümünün arılarla sarılmış olması güvenin çoğalmasını önler. Bu nedenle en iyi mücadele yolu güçlü kolonilere sahip olmaktır. Güçlü kolonilerde bu zararlı içeriye girip yumurtlama imkânı bulamadığından, koloniye zarar verememektedir.

Güve sorunu ve tahribatı daha çok petekli balların ve balı süzülmüş peteklerin saklanması sırasında görülür. Havalandırmanın yetersiz olduğu ve ılık hava koşullarında esmer ve siyah renkte olan eski petekler üzerinde hızla gelişirler. Kışı sert geçen yerlerde bu pek problem teşkil etmemektedir. Bu nedenle de petekleri kışın soğuk hava koşullarında muhafaza etmek yeterlidir.

Balı süzülmüş peteklerin korunmasında peteklerin 10 oC'nin altında örneğin soğuk hava depolarında saklanması, özellikle ev buzdolaplarının -20 °C’deki derin dondurucularında 1 hafta süreyle bekletilmeleri peteklerde bulunan güve yumurtalarının açılımını ve larva gelişimini engeller.

Bahri Yılmaz
Zir.Yük.Müh.
aricibahriyilmaz@gmail.com
www.bahriyilmaz.gen.tr